Güncel Haberler

Bahçeli’den Şam yönetimine tam destek: YPG Fırat’ın doğusundan da temizlenmeli

seffaf1 Bahçeli'den Şam yönetimine tam destek: YPG Fırat'ın doğusundan da temizlenmeli

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye ordusunun terör örgütü YPG’ye yönelik operasyonlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “YPG Fırat’ın doğusundan da temizlenmelidir.” çağrısında bulunan Bahçeli, “Suriye’deki son gelişmeler Türkiye adına müspettir. Kürt kardeşlerimiz başka, SDG YPG başkadır. SDG terör örgütüdür ve Kürtler temsil etmesi hayal ürünüdür.” dedi.

Ahmet CEYLAN

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin gündeminde Suriye’deki gelişmeler vardı.

Suriye ordusunun terör örgütü YPG’ye yönelik operasyonları destekleyen Bahçeli, “SDG YPG Fırat’ın doğusunda da temizlenmelidir. Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir.” dedi.

“Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir”

İşte Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkan satır başları:

Malumunuz olduğu üzere, SDG/YPG yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürüp çıkarılmıştır.

Halep’in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır.

10 Mart Mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG/YPG kapsamlı bir süpürme harekatı ile tutunduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak def edilmiştir.

Son gelişmeler hem Suriye, hem de bölge ülkeleri ve Türkiye’miz adına son derece müspet ve kayda değerdir.

Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG/YPG’nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mugayir hareket ettiği açıktır.

Gerçekten de Suriye’de tezahür eden SDG/YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK’nın kurucu önderliğidir.

Suriye’de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır.

Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG’nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur.

Suriye’de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayış ve arzuları yoktur.

Özellikle Rakka ve Deyrizor’da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir.

Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki, Kürt kardeşlerimiz başka SDG/YPG başkadır.

SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A’dan Z’ye hayal mahsulüdür.

“En önemli ortak payda Suriye vatandaşlığı”

Suriye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olması, etnik ya da dinî farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir.

En önemli ortak paydanın ise “Suriye Vatandaşlığı” olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir.

Suriye’de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup dışarda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır.

Tek bayrak, tek devlet, tek orduyla birlikte; egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti devleti bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkı verecektir.

SDG/YPG’nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur.

Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir.

Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız.

Terörün sonu yoktur.

Terörizm çıkmaz sokaktır.

İnsanlığa karşı işlenmiş en vahşi suç terör suçudur ve terörle yaşamak, teröre sessiz ve seyirci kalmak onurlu yaşamanın tam tersi, tam zıttıdır.

Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir.

Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir.

Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir.

Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır.”

İstanbul Güngören’de yaşı henüz 17 olan Atlas Çağlayan isimli evladımız yan baktın bahanesiyle 15 yaşındaki bir katil tarafından sokak ortasında katledildi.

Müteessir bir hissiyatla diyorum ki, Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etti.

Merhum Atlas evladımıza Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabır ve başsağlığı niyaz ediyorum.

Suça karışmış veya suç işlemiş çocuklarla ilgili ne gereksiyorsa yapmalıyız.

Farkında mısınız, kaygı ve korkuları tırmandıran olaylar her gün birbirine eklemlenerek gözümüzün ta içine kadar sokuluyor.

Farkında mısınız, Türkiye’nin toplumsal dokusu tahrip ve tahriş ediliyor.

Yine farkında mısınız, ahlak mevziimiz, bizi biz yapan değerler manzumemiz biteviye yaylım ateşine maruz kalıyor.

Cinnet, cinayet ve şiddet eşzamanlı mesafe alıyor.

Huzurumuz yutuluyor, sükûnetimiz yıpratılıyor, medeniyet mirasımız dört bir koldan hücuma uğruyor.

Bakıyorsunuz, sanatçı ve medya mensupları uyuşturucuyla anılıyor.

Ünlüsü ünsüzü bataklıkta çırpınıyor.

Makyajlanmış hayatların ne kadar çürüdüğü görülüyor, gösteriliyor.

Bakıyorsunuz, bir özel jette her rezalet, her türlü iğrençlik sahne alıyor.

Ülkemiz Merhum Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü isimli eserini adeta aratmıyor.

Önüne gelen Bihter olmuş, önüne gelen Behlül karakterine bürünmüş.

Sorarım sizlere, bize ne oldu? Hangi ara bu kadar irtifa kaybettik? Bu hallere nasıl düştük? Dahası yaşananlar ve yaşatılanlar Müslüman Türk milletine reva mıdır?

Merhum Hocamız Prof.Dr. Nurettin Topçu der ki, milliyetçiliğin davası ahlak davasıdır. Bu davanın samimi ve faziletli sahiplerinin, çalışmalarının başında, içinde ve gayesinde her türlü siyaset ve menfaat hadiselerinden mutlak süratte sıyrılmaları ve onlara uzak durmaları ilk şarttır.”

“Topyekün mücadele başmatmalıyız”

Evet bizim davamız aynı zamanda ahlak davasıdır.

Ahlak yoksa varlığımızın hükmü şahsiyetinden, hürriyetimizin asalet ve ahkamından nasıl bahsedebiliriz?

Şimdi Merhum Akif’e kulak verelim, deyim yerindeyse titreyip kendimize dönelim:

“Ahlâkın izmihlâli ne müthiş bir izmihlâl; Ne millet kurtulur, zîrâ, ne milliyet, ne istiklâl.

Oyuncak sanmayın! Ahlâk-i millî, rûh-i millîdir; Onun iflâsı en korkunç ölümdür: Mevt-i küllîdir.”

Son günlerde gördüğümüz ve şahit olduğumuz gelişmeler alarm zillerini çalmaktadır.

Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanım yaşının düşmesi dehşet verici bir tehdittir.

Bu kürsüden kararlılıkla diyorum ki, geleceğimizi riske atamayız, çocuklarımızı alçak ve namussuz uyuşturucu tacirlerinin eline ve emeline teslim edemeyiz.

Topyekun bir mücadele başlatmalıyız.

Hiç kimsenin gözünün yaşına bakamayız, bakmamalıyız.

Kafa kafaya vererek milli ahlak reformu hazırlayıp bunu da tatbik etmeliyiz.

Millî ahlâk milletin kurtuluşudur.

Milli ahlaktan uzaklaşmak milli ruhu kaybetmekle eşdeğerdir.

Ahlaki iflas bir nevi ölümdür.”

“Emeklilerimiz üzerinde fitne peşine düşmüştür”

En düşük emekli maaşının insanca yaşayabilecekleri seviyeye getirilmesini söylemiştim. Sözlerimizin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayız. Biz ne söylediysek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz. CHP’nin iç çekişmelerine, yolsuzluk siyasetine aklımız ermez. MHP Cumhur İttifakı ortağıdır ancak iktidar ortağı değildir. İttifak ortağı olarak da Cumhurbaşkanlığı kabinesinin ülkenin kalkınmasındaki aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne kulak asmıyoruz. Ekonomik ve sosyal meselelere kafa yoruyoruz. Özel’in emekliler ile ilgili değerlendirmelerimizi dile dolaması kendisini boşa düşürdü. Emeklilerimiz üzerinde fitne peşine düşmüştür. Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarınıza kanmayız. İmkanlar arttıkça emeklilerimizin durumu da iyileşecektir. CHP boş keseden sallarken MHP vatandaşın geçim meselesini çözüme kavuşturmak amacı ile ekonomik ve sosyal politikalar üretmektedir.

Faydasız törenlerle meşgul olan, güçlünün dalkavukluğunu yapan, aslan, kedi örneği ile anlattığı ikircikli tavır içinde olan insanların oluşturduğu toplumun halini parçalanmış, çözülmüş vücudun haline benzeten Âkif, kurtuluş için ahlâkımızın yükselmesini önermektedir.

Ahlakımızı yükseltmekten başka emin olunuz ikinci bir seçenek yoktur.

Uyuşturucu operasyonları

Süregelen adli süreçlerin acilen sonuçlandırılması, ülkemizin ve milletimizin içinde düştüğü anafordan derhal kurtulması ve kurtarılması çok güçlü talep ve beklentimizdir.

Türkiye, Bebek otelindeki şaibeli olaylarla anılamaz, temizliğin simgesi olan bebek kelimesi aşağılık ilişkilerle yan yana getirilemez.

Türkiye, havada uçan bir günah jetine hapsedilemez.

Türkiye, medyaya, işi dünyasına, siyaset ve diğer sosyal alanlara sirayet eden uyuşturucu müptelası müptezellerle eşitlenemez.

Uyuşturucu tacirlerine, torbacı alçaklara, çocuklarımızı abluka altına alan şerefsizlere haddini bildirmek, bunların başına dünyayı yıkmak bugün değilse ne zaman yapılacaktır?

Ailelerimiz, eğitim kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, siyasi partilerimiz hazırlanacak acil eylem planı çerçevesinde milli ahlakı müdafaa edecek cesur ve cüretkar bir mücadeleyi amansız şekilde ve eşgüdüm halinde icra etmelidir.

O gün bugündür.

İhmal felakettir.

Bayrak olacağız, sancak olacağız, vatan olacağız, düşmeyeceğiz, ahlak cephemizin bozgununa göz yummayacağız, Türkiye’yi kesinlikle düşürmeyeceğiz.

Bir olacağız, kardeş olacağız, büyük bir aile olacağız, Türk milletinin kahramanca duruşuyla ayrık otlarını kurutup içten çöküşümüzün umudunu taşıyanları hayal kırıklığına uğratacağız.

Mert olacağız, ahlaklı olacağız, erdemli olacağız, tavizsiz olacağız, adam gibi adam olacağız, serdengeçti bir yürekle Türkiye’yi sonuna kadar savunacağız, Türk milletine tercüman olacağız.

Bu duygu ve düşüncelerle, haftalık olağan Meclis grup konuşmama son verirken hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, aziz milletimize esenlikler diliyor, her birinizi Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.

Gazze Barış Kurulu başkanı Erdoğan olmalı

Son bir cümle söylüyorum, başta Amerika olmak üzere dünyada kim varsa ona sesleniyorum. Filistin ve Gazze meselesinde Barış Kurul başkanı Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır. Sonra kim katılacaksa katılsın. Barışın başı Türkiye, onun başı Cumhurbaşkanı. haydi hodri meydan diyorum